Yapay çatışma ortamı yaratmak yerine Zazaca ürünler verilmelidir!

 

Zaza dilinin yarınlara taşınması için kültürel kimlik bilincini geliştirmek uğruna atılan her adım değerlidir ve desteklenmelidir. Bu yüce amaca yönelik edebi ve sanatsal ürünler verilirken herhangi bir siyasi kaygı ve hesap güdülmemesinden yanayız. Bu yolda gayret edenlerin siyasi ve kimliğe dair düşüncesi ikinci planda olmalıdır.  Gayemiz siyasi bir iktidar elde etmek değil,  insanı insan yapan, ona özgü olan dili ve kültürü ayakta tutmak, korumak, kuşaktan kuşağa aktarmaktır.

Kültürlerin ve dillerin beşiği olan bu coğrafyada, önce Ermenilerin, ardından Kürtlerin etnik bilince ulaşması, bu uğurda siyasi mücadele geliştirmesi bu topraklarda yaşayan diğer halkların ve azınlıkların önünü açmıştır. Öyle görülüyor ki bu mozaiğin özgürleşmesi Kürt siyasi mücadelesinin başarısıyla iç içedir. Bu coğrafyada her halktan daha yakın olduğumuz Kürt halkının mücadelesini desteklediğimizi, onların yanında olduğumuzu hep belirttik ve belirtiyoruz. Bu mücadelenin bir parçası olan Kürtçenin yaşatılması ile ilgili tüm çabaları da tüm kalbimizle destekliyoruz. Bununla birlike, aynı duyarlılığı Zazaca için de bekliyoruz.

Zazaca için mücadele verdiğini söyleyen bazı çevrelerin yayın organlarının, sadece fikir ve görüş farklılığını bahane ederek olumsuz ve kırıcı yaklaşmalarını hoş karşılamamız mümkün değildir. Her zaman diyalogdan yana olan bizler, mevcut sorunların hakarete vardırılmadan, suçlama ve iftira içermeyen, dostane bir üslupla çözülebileceğine inanıyoruz. Tartışmanın temelinde, çeşitli zamanlarda www.zazaki.net sitesi editörü imzasıyla çıkan, “Ciddi Bir Tahrifat Örneği ve Zazacılık Faaliyetleri” ve “Zazalar Nedir Ne Değildir” başlıklı yazılarında tepki verme hakkını kullanırken, öte yandan, ifade özgürlüğü anlayışını aşan, hakaret içeren söylemlerle, kiminin adı verilerek bazı dilbilimci, akademisyen, yazar ve araştırmacı arkadaşlarımız ve hocalarımız hedef alınmıştır. Bu yazılar, Zazaca ve Zazalar üzerine kendi doğrultularında edebi ürünler vermek ve tehdit altında olan bir dili geliştirmek adına faaliyet yürüten bir siteye yakışmadığı düşüncesindeyiz. Bize göre, kendilerini “Zaza Kürdü” olarak tanımlayan ve Zazaca için edebi bir çalışma yürüten söz konusu  sitenin siyasal hesap güden ulusal örgütlerden bir farkının olması gerekir.  

Avrupa’da 80li yılların ortasından, Piya dergisi geleneğiyle başlayan dönemden beri, bilinen ve anlam veremedigimiz iftiralarla karşı karşıyayız. Yaşlılarımızın çoğunun kendisini tanımladığında ”Ne Türküz, ne de Kürt“ dediğini, dilbilimde Zazaca’nın 1900’ lerin başından beri İrani Diller içinde başlı başına bir dil olarak görüldüğünü söyleyip kendi gerçeklerimizi dile getirmenin neden bazılarınca “bölücülük, işbirlikçilik, dış mihrak“ gibi basitçe ithamlarla karşılandığına rasyonel bir anlam veremiyoruz. Çoğu doktora tezi olarak yazılan önemli dilbilimsel,  etnolojik, pedagojik ve siyaset bilimi kaynaklarına göre Zazalar, Anadolu ve Mezopotamya‘nın diller ve kültürler bahçesinde ayrı bir renk, ayrı bir etnisitedir. [1]

Kürtçe de elbette sadece Kurmanci ile sınırlı değildir. Bu konuda da İranoloji’yi baz alarak, Kürtçenin 1. Kurmanci, 2. Sorani, 3. Kelhuri, Kirmanşahi gibi dil komplekslerinden oluştuğunu söyleyebiliriz. Zazaca, Gorani ve Lurca Kürtçeye dahil değildir. [2] Olsaydı, bunu rahat bir şekilde dilbilimciler de, biz de söylerdik.

İranologların İrani Diller için tasarladığı ve ona göre dilleri sınıflandırdığı paradigmaları vardır. Bunlar, eski İrani Dillerinden Orta İrani Diller üzerine bugün konuşulan İrani Dillere kadar belirli kelimelerdeki ünsüzlerin geçirdiği ses evrimini, sonra da temel sözcük dağarcığını, grameri baz almaktadır. İrani Dillerin aynı dil grubunda olmasından dolayı ortak özellikleri mevcuttur. Belirli ortak kökene sahip kelimelerdeki farklar, dilleri sınıflandırmakta temel alınır. İranologların paradigmalarına, yöntemlerine, verilerine karşı tez ve fikir üretebilen buyurup herhangi bir İranolog konferansında veya akademik bir İranoloji dergide dilbilim kuramlarına uygun ve tüm İrani diller için geçerli bir tez sunabilir. Bir dilbilimcinin kalkıp, uzmanlık alanı olmayan, örneğin edebiyat, müzik veya işletme alanında, bilim dalının ehillerine işini öğretemeyeceği gibi; bir edebiyatçı veya işletmeci de kalkıp bir dilbilimciye, iranologa kendi uzmanlığını öğretemez. Kendimizce uzun uzadıya onay veya itiraz eden yazılar yazmak yerine, konuyu işin ehli olan dilbilimcilere, İranologlara bırakmak gerektiğini de düşünüyoruz.

Yapay bir iç çatışması yaratmak yerine, nezaket kuralları içinde farklı görüşlerin bir araya gelip konuşmasından ve de suçlayıcı, kırıcı ifadelerden vazgeçilmesinden yanayız. Sanal alemde Zazalar ve Kürtler adına birbirine karşı yapılan hakaretleri de asla sahiplenmiyoruz.

Yazarlarımızın, dilbilimcilerimizin ve akademisyenlerimizin yaptıkları bilimsel çalışmalar ve ayrıca çıkarttıkları Zazaca kitap ve dergiler kimilerince anılmasa da, iki tarafın da kendi güçleri oranında verdiği ürünler bizi sevindirmektedir. Ayrıca, dil kursları açmak, dile ve kültüre dair atölye çalışmaları yapmak, yerel ve uluslararası paneller düzenlemek  ve medyada programlar yapmanın da görevlerimiz arasında olduğunu belirtmek isteriz.

Zaza-Der İstanbul

www.zazaki.de sitesi

Bonê Kulturê Ma – Zaza Kulturhaus Mannheim e.V.

 

[1] Peter Alford Andrews (1989), Kazım Aktaş (1999), Kahraman Gündüzkanat (1997), Zülfü Selcan (1998),  Selahattin Tahta (2002) Hülya Taşçı (2006), Gülsün Fırat (2010: 139).

[2] http://www.iranicaonline.org/articles/kurdish-language-i, http://www.iranicaonline.org/articles/kurdish-language-ii-history-of-kurdish-studies, MacKenzie, D. N. (1961), Schmitt: Compendium Linguarum Iranicarum (1989).